Posts

Çoklu mücadele alanı: Zorla kaybetmeler

Image
Onulmaz acılara yol açan zorla kaybetmeler insanlığa karşı suçtur. Geçen hafta İsviçre’nin Cenevre kentinde  I. Zorla Kaybetme Dünya Kongresi  gerçekleştirildi. 15-16 Ocak’ta düzenlenen Kongre, Zorla Kaybetmeler Komitesi İnisiyatifi, Birleşmiş Milletler (BM) Zorla Kaybetme Komitesi (CED), BM Zorla veya İstemsiz Kayıplar Çalışma Grubu (WGEID) ve BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) tarafından ortaklaşa organize edildi. Zorla Kaybetmeler Komitesi İnisiyatifi, zorla kaybetme pratiğinin çoklu ihlallere yol açması ile uyumlu olarak Dünya Kongresi’nin de çoklu aktörlerle düzenlenmesini hedefledi. Bu çerçevede, Mayıs ve Haziran 2024’te beş kıtadan sivil toplum örgütleri ve aileler, diğer paydaşlarla çevrimiçi istişare toplantıları düzenledi. Kayıp aileleri, BM uzmanları, devletler, ulusal ve bölgesel insan hakları kurumları ve uluslararası insan hakları örgütlerinin temsilcilerinden oluşan katılımcılar, iki gün boyunca ağır bir hak ihlali olan zorla kaybetmeler konus...

Koronavirüs Günleri: Fiziksel Mesafe, Sosyal Dayanışma*

Sosyal izolasyon ve sosyal mesafe koronavirüs salgını ilk ortaya çıktığı andan itibaren sıklıkla duyduğumuz önlemler arasında yer alıyor. Bu önlemlerin gerekçesi gayet anlaşılır; virüs en çok sosyal alanlardaki temaslar sonucunda yayılıyor. 13 Nisan itibariyle dünya genelindeki vaka sayısı 1 milyon 922 bin 906, virüsten dolayı yaşamını yitirenlerin sayısı 119 bin 568 ve virüsü yenenlerin sayısı 443 bin 861 idi. Ülkemizde de bu rakamlar sırasıyla toplam vaka 61 bin 49, yaşamını yitirenler 1296 ve virüsü yenenler 3 bin 957 oldu. Ülkemizde de virüsün var olduğunun duyurulduğu 11 Mart’tan itibaren çeşitli kararlar alındı ve bu salgının seyrinde bir değişiklik olmazsa yeni kararlar da alınacaktır. Alınan kararlar uyarınca önce 65 yaş üzeri ve kronik hasta olan kişilerin evlerinde kalması gerekti, ardından çocuklar da eklendi. Ayrıca, kamudaki esnek ve nöbetleşe çalışma düzeni getirildi. Ek olarak özel sektörde işini kaybedenler oldu. Tüm bu kısıtlamalar sonucunda toplumun önemli bir kesi...

Global Coronavirus Outbreak and the Need for a Real Peace

Multifaceted works and studies are carried out against the COVID-19 outbreak, which was declared a pandemic by the World Health Organization (WHO) on March 11 as it has spread to the whole world since it originated in Wuhan, the capital of China's Hubei province, in December 2019. In fact, the struggle against a virus outbreak that has taken hold of every sphere of life on a global scale must also be comprehensive and global. Among these works are primarily the treatment of the patients tested positive for the disease and the precautions taken to prevent others from contracting it. While a country-wide curfew has been declared in some countries, there are also others like Turkey, where people aged 65 and over and chronically ill are restricted from going out in public. At this point, it is also important to safeguard the right to health of especially the ones who are in prisons and, therefore, have limited means to take their own precautions. Releasing a joint statement on Mar...

Küresel Koronavirüs Salgını ve Gerçek Bir Barış İhtiyacı

Çin’in Hubei eyaletinin başkenti Wuhan’da ortaya çıktığı 2019 yılı Aralık ayından bu yana tüm dünyaya yayılan ve bu nedenle 11 Mart günü Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından pandemi olarak tanımlanan COVID-19 salgınına karşı çok yönlü çalışmalar yürütülüyor. Esasen, küresel düzeyde ve yaşamın her alanında etkili olan bir virüs salgınına karşı verilen mücadele de kapsamlı ve küresel olmalı. Bu çalışmalar arasında öncelikle testi pozitif çıkıp hastalığa yakalananların tedavisi ve yurttaşların virüse yakalanmaması için alınan önlemler bulunuyor. Kimi ülkelerde tamamen sokağa çıkma yasağı ilan edilirken ülkemizde olduğu gibi 65 yaş üzeri ve kronik rahatsızlığı bulunan kişilerin dışarı çıkmasını kısıtlayan örnekler de bulunuyor. Bu noktada, bilhassa cezaevinde bulunan dolayısıyla kendi önlemlerini almakta imkanları kısıtlı olan kişilerin sağlık hakkının korunması da önemlidir. İHD, TİHV, ÖHD, ÇHD, SES ve CİSST’in 20 Mart 2020’de yayınladığı ortak açıklama bu konuya ilişkin ülkemizde al...

Coronavirus Outbreak is a Matter of Human Rights

Originating in Wuhan, the capital city of China's Hubei province, in December 2019, novel coronavirus (COVID-19) has taken hold of the whole world. The outbreak reached such an extent that the World Health Organization (WHO) declared the situation that we faced a pandemic on March 11, 2020. While the total number of cases around the world is 472,762, the death toll is 21,306 as of March 26. 114,749 people have reportedly recovered from the virus across the globe. As for our country, of 2,433 confirmed cases, 59 people have unfortunately lost their lives. Coronavirus outbreak is an issue which also needs to be closely followed by the human rights movement. Our responsibility of closely following this issue is, first of all, related with the right to health. It is directly related with the fact that the right to health must be truly enforced and it must be accessible for all in addition to being free of charge and of good quality. It is of utmost importance that the right to h...

Koronavirüs Salgını Bir İnsan Hakları Meselesidir

2019 yılı Aralık ayında ilk olarak Çin’in Hubei eyaletinin başkenti Wuhan kentinde ortaya çıkan yeni tip koronavirüsü (COVID-19) tüm dünyayı etkisi altına aldı. Salgının ulaştığı boyut nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 11 Mart 2020’de karşı karşıya olduğumuz durumu pandemi olarak tanımladı. 25 Mart itibariyle tüm dünyadaki vaka sayısı 435,382 olurken yaşamını yitirenlerin sayısı 19,620 oldu. 111,878 vakanın da virüsten kurtulduğu belirtilmektedir. Ülkemizde ise 1872 vakadan 44’ü maalesef yaşamını yitirmiştir. Koronavirüs salgını insan hakları hareketi bakımından da yakından takip edilmesi gereken bir husustur. Yakından takip etme sorumluluğumuz öncelikle sağlık hakkı ile doğrudan ilgilidir. Sağlık hakkının tam olarak yaşama geçirilmesi herkes bakımından erişebilir, ücretsiz, nitelikli olması ile doğrudan alakalıdır. Sağlık hakkının bilhassa mahpuslar, ileri yaştaki yurttaşlar, çocuklar, kadınlar, mülteciler, hali hazırda kronik hastalığı bulunan yurttaşlar gibi toplumun dezava...

Akademisyen ve insan hakları savunucu hakikat peşinde giden kişidir

Sayın Hakim, Ben bir akademisyen ve insan hakları savunucusuyum. Barış Bildirisini imzaladığım sırada Hacettepe Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde araştırma görevlisi olarak çalışıyordum. 2006 yılından bu yana İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) aktivistiyim ve 2017 yılından bu yana da Genel Sekreteri olarak görev yapıyorum. Bugün bu iki kimliğimle imzaladığım Barış Bildirisi yoluyla suç işlediğim iddiasıyla karşınızda bulunuyorum. Bugün temel bir hakkım olan ifade özgürlüğümü kullandığım halde suç işlediğim iddiasıyla karşınızda bulunuyorum. Bildiğiniz gibi, Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu 26/7/2019 tarihinde, Zübeyde Füsun Üstel ve Diğerleri (B. No: 2018/17635) başvurusunda Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir. Dolayısıyla, Barış Bildirisini imzalamanın ifade özgürlüğü kapsamında olduğu bir kez daha teyit edilmiştir. Bu bildiriyi neden imzaladığımı kısaca ifade etmeye çalışayım. Öğrenciliğim dahil...